türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Nisan 2013 Salı
31 Ekim 2010 Pazar
2.5 yıllık yasak dün sona erdi!

YOUTUBE'a erişim yasağı nihayet sona erdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Kürşat Kayral, Emniyet Genel Müdürlüğü Bilim Suçları Büro Amirliği'ne yazı yazarak Youtube'un kapatılmasına gerekçe olan ve Atatürk'e hakaret içeren dört videonun siteden kaldırılıp kaldırılmadığını sordu. Emniyetten söz konusu videoların kaldırıldığına yönelik cevap alan Kayral, Youtube'a erişimi engellenmesi kararının kaldırılmasına karar verdi.
ILS kaldırdı
Türkiye'de 5 Mayıs 2008 yılından beri youtube isimli internet sitesine erişim yasak. Bunun nedeni de sitede Atatürk'e hakaret içeren videolar bulunması. Yasağın kalkması için ilk girişim geçtiğimiz gün yapıldı. Merkezi Almanya'da bulunan ve Türklerin sahibi olduğu International Licencing Service (ILS) adlı şirket, videoların içerik sahipliğini alarak yayından kaldırdı.
Yasalara uyunca oluyormuş
ULAŞTIRMA Bakanı Binali Yıldırım, ilköğretim ve liseler arası kompozisyon, şiir, resim ve fotoğraf dallarında düzenlenen ''Denizin Sesi'' yarışmasının ödül töreninden sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yıldırım, ''Nihayet bu paylaşım sitesinin yöneticileri hukuka uygun hareket etmeye karar verdiler. Hukukun izlenmesinden başka hiçbir yolun geçerli olmadığını gördüler zannediyorum. Gördüğünüz gibi herkes yasalara uyunca hiçbir sorun çıkmıyor' dedi.
10 Ekim 2010 Pazar
Belediyeden şaşırtan savunma!

5 yaşındaki kızları kanalda can veren aile, 850 bin TL'lik dava açtı. Belediye avukatının savunması şaşkınlık yarattı.
Malatya'da, 14 Haziran 2008'de 5 yaşındaki Sedef Kömürgöz evlerinin önünde oynarken, üstü kapatılmayan su kanalına düştü. Cesedi, 2 kilometre uzakta bulundu. Aile ihmalle suçladıkları Malatya Belediyesi ve DSİ Genel Müdürlüğü aleyhine dava açtı.
Akşam'ın haberine göre, ailenin avukatı Ümit Yavuz'un, Malatya İdare Mahkemesi'ne verdiği dilekçede, kanalın mahalleden geçtiği belirtildi, şu görüşler dile getirildi: 'Kanaldan geçen suyun debisi yüksek. Kanalın üzeri açık. Etrafında hiçbir koruma önlemi yok.' Avukat dilekçede, Türk vatandaşlarının da İngiliz, Fransız ve Almanlar kadar değerli olduğunu belirtti, iki kurumdan 800 bin TL manevi, 50 bin TL tazminat talep etti. Malatya Belediyesi avukatı İnanç Kara Ölmeztoprak ise mahkemeye şu savunmayı gönderdi:
AVRUPALI, ÇOCUĞUNU SALMAZ
Davacı vekili Türk vatandaşlarının İngiliz-Fransız ve Alman vatandaşları kadar kıymetli olduğunu, Avrupa'daki değerlendirmelerin dikkate alınması gerektiğini vurgulamış. Avrupa'da 5 yaşındaki hiçbir çocuğun değil su kanalları ve köprüler üzerinde başıboş salıverilmesi, evinin önüne dahi yalnız başına bırakılması olayına rastlamak imkansızdır. Avrupa'da 18 yaşına ulaşmış hemen her kişi çalışmaktadır. Okul ve eğitimsiz çocuk düşünülemez. Avrupa'da kan davasına rastlamak mümkün değildir. Ufak çıkarlar için birçok kişinin öldürülmesi mümkün müdür? Bunlar gibi sayısız değerlendirme yapmak mümkündür.
BİZDE TEK IRK, TEK DİN YOK
Kaldı ki ülkemiz Avrupa ülkelerindeki gibi tek bir ırk ve dinden oluşan toplumsal yapıya sahip değildir. Değişik ırklardan oluşan halklara, değişik dinlere, hemen her inanışa rastlamak mümkündür. Bu durumda çağdaş demokrasiyi ülkemiz ve Avrupa ülkeleriyle bire bir değerlendirmek haksızlık olur.
ÖLÜMLERE YOL AÇAR
800 bin TL kıyaslanmayacak derecede fahiş bir istemdir. Eğer bu düzeyde tazminatlara karar verilecek olsa, ufak çıkarlar için kendi akrabalarından çoluk-çocuk demeden çok sayıda kişiyi katleden zihniyete sahip birçok vatandaşımız, sırf tazminatı almak için çocuklarını hizmet kusurlu ölüme, ölüm riskli olaylara itebilir. Bu durumda manevi tazminat amacını kaybedip cinayet ve ölümlere neden olan bir vasıta olacaktır.
MESLEK HAYATIMDA GÖRMEDİM, PES...
Ailenin avukatı Ümit Yavuz, 'Bizim insanlarımızın da idarenin kusuru sonucu ölmeme hakları vardır. Bunca yıllık meslek yaşantımda rastlamadığım tuhaflıkta bir savunma. Fazla tazminat istediğimiz ileri sürülerek Türk yurttaşlarına akıl almayacak yakıştırmalar yapılmış. Pes. Demokrasimiz hakkında da yorum yapıyor' dedi.
20 Kasım 2008 Perşembe
Krize inat partisi

Eğlence dünyası kriz filan dinlemiyor. İstanbul'un Nişantaşı ve Kuruçeşme semtlerinde düzenlenen iki partiye ünlü isimler adeta akın etti
Küresel kriz tüm dünyayı etkilerken eğlence dünyası bu ekonomik krize adeta meydan okuyor. İstanbul değişik mekanlarında ilginç geceler ve partiler düzenleniyor. Önceki gece Kuruçeşme'de yeni açılan Envy Club ilginç bir partiye ev sahipliği yaptı.
Renkli gece
'Krizim Geldi' adlı partiye kaktılanlar arasında Deniz Akkaya, sevgilisi Efe Önbilgin,Yeşim Salkım sevgilisi Hakan Eratik, Seray Sever, Ayşe Özyılmazel, Osmantan Erkır, Galatasaraylı futbolcular Ümit Karan ve kaleci Aykut gibi ünlü isimler de vardı. Nişantaşı Leea'deki partiye ise Çağla Şıkel/ Emre Altuğ çifti, Bengü, Melike Öcalan, Sinem Kobal gibi ünlüler katıldı.
11 Eylül 2008 Perşembe
Dünyayı ayağa kaldıran Türk ilacı

Dünyayı ayağa kaldıran Türk ilacı
27 bebeğin ölümü ile gündeme gelen hastane enfeksiyonları artık can alamayacak. Türkiye'nin tek ruhsatlı ilacı Ankaferd devrim yapmak üzere
Emeti Saruhan'ın haberi
Yüzyılın buluşu Ankaferd'in antibiyotiklere direnç kazandıkları için bir türlü baş edilemeyen patojen mikroorganizmaları yok ettiği bilimsel olarak kanıtlandı. Uzmanlara göre çalışmalar bu yönde sonuç vermeye devam ederse hastane enfeksiyonu diye bir şey kalmayacak.
Geçtiğimiz günlerde peş peşe ölen 27 bebek, ailelerinin elinde bir karton kutu içinde yatarken hepimizin yüreğini sızlatmıştı. Hayata “merhaba” diyen narin vücutlar, annelerinin parmaklarının ucundan teker teker kayıp gitmişti. Bir türlü önü alınamayan kabusun adı; “hastane enfeksiyonu”ydu. Bilanço bu kadarla sınırlı değil elbette, yüz binler söz konusu. Ama size bir müjdemiz var. Tüm dünyada etkili olan bu kabus çok yakında sona erecek, üstelik bunu başaran bir Türk ürünü. Yapılan çalışmalar sonucunda Türkiye'nin ruhsatlı tek ilacı olan Ankaferd'in, hastane enfeksiyonlarına neden olan ve başa çıkılamayan patojen mikroorganizmalar üzerinde yüksek düzeyde etkili olduğu bulundu. Uzmanlara göre hastane enfeksiyonlarını önlemede en etkin ve ekonomik proses Ankaferd ve çalışmalar bu şekilde devam ederse hastane enfeksiyonlarının ortadan kalkacağını söylemek kuvvetle mümkün.
Kan durdurucu olarak Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat alan ve saniyeler içinde kanamayı durdurucu özelliği ile tanınan Ankaferd'in bir özelliği daha ortaya çıktı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Mustafa Akçelik'in başkanlığında yapılan çalışmalarda Ankaferd'in başta hastane enfeksiyonlarının pek çoğuna sebep olan MRSA olmak üzere Salmonella, Klepsiella, Stahylococcus, Candida, Clostridium gibi patojen mikroorganizmaların tamamına karşı yüksek düzeyde etkili olduğu bulundu.
Prof Akçelik, laboratuvar ortamında yapılan çalışmanın Ankaferd'in güçlü bir antimikrobiyel etkinliğe sahip olduğunu gösterdiğini, bu sonuçların hastane uygulamaları için çok büyük potansiyel vaat ettiğini söylüyor. Henüz herhangi bir hasta ya da hastane çalışması yapılmayan Ankaferd'in asıl etkinliği yapılacak çalışmalar sonucu ortaya çıkacak. Akçelik şahsi görüşünün, hastane uygulamalarında doğru konsantrasyon yakalandığı takdirde mutlaka sonuç alınacağı yönünde olduğunu belirtiyor.
SONUÇLAR CESARET VERİCİ
Ankaferd'in mikrobiyolojik çalışmalarının validasyonunu yapan Prof. Metin Yerebakan ise çalışmanın henüz ilk aşamada olduğunu, ancak hastane enfeksiyonlarına yönelik bir çok proses içinde en etkili ve en ekonomik olanının Ankaferd prosesi olduğunu söylüyor. Yerebakan, ulaşılan sonuçların cesaret verici olduğunu ve yapılacak çalışmalar bu doğrultuda sonuçlar verirse hastane enfeksiyonlarının ortadan kaldırılacağını kuvvetle söylemenin mümkün olduğunu ifade ediyor.
ÇARESİ OLMAYAN HASTALIKLARI İYİLEŞTİRECEK
Ankaferd'i geliştiren Hüseyin Cahit Fırat, hastane enfeksiyonlarında Ankaferd'in etkili olması nedeniyle çok mutlu. “İnşallah bundan sonra bebeklerimiz ölmeyecek” diyor. Enfeksiyon nedeniyle dünyada çaresizlikten birçok hastanenin duvarlarının sökülüp tekrar sıva yapılması zorunda kalındığını hatırlatan Fırat, “Bu doktorları nasıl suçlayabiliriz. Ellerinde enfeksiyonu önleyecek ilaç var da kullanmıyorlar mı?” diye soruyor. Fırat, yakında hastanelerde sıcak ve soğuk dekontaminasyon çalışmalarının yapılacağını söylüyor. Ankaferd'in içeriğindeki bitkilerin değişik oranlarda karıştırılması ve içine başka maddelerin de eklenmesi ile çok sayıda Ankaferd ürününün geliştirildiğini anlatan Fırat, bu ürünlerin şu ana kadar çözüm bulunmayan sağlık sorunlarına çare olacağını anlatıyor. “Şu an üniversitelerde Ankaferd üzerine 40 çalışma yapılıyor. Bunların 6-7 tanesi Ankaferd'in çaresi olmayan belli sorunları çözdüğünü bilimsel olarak kanıtladı, makaleleri yayınlandı. Ekim ayında Çeşme ve Antalya'da yapılacak kongrede bu sonuçlar açıklanacak. Ülkemiz için bir kaç açıdan ses getirecek şeyler olacak. Ankaferd gerçekten mucizevi bir karışım.” diyor.
Hüseyin Cahit Fırat: Yapılamayanı yapacağız
Ankaferd'in buluş sahibi ve geliştiren H.Cahit Fırat, bugüne kadar hep basından uzak durdu. İlk kez gazetemize konuşan Fırat'tan kendisini ve Ankaferd üzerindeki çalışma süresini anlatmasını rica ettim. "İktisatçıyım, tıp okumadım. Uzun bir müddet gazete ve dergilerde çalıştım. Bu zamanlar içinde rahmetle andığım çok değerli hocamla çalışmalarımızı yapardık. Uzun çalışmalar sonunda bu ürün meydana geldi. Brüksel'de bilim adamlarının katıldığı geniş bir toplantıda 'bunu Türkler mi yapacak' deyip alay edercesine bize bakarken aralarında bulunan değerli bir profesörün 'Dikkat edin de bu adamlar bize kan bilimini tekrar yazdırmasın' dediğini asla unutmuyorum. Ankaferd her geçen gün bu daldaki yerini hiçbir ürünün alamayacağını dünyaya kanıtlıyor. Talepler artıyor, hatta ürünü tanıyan bilim adamları Ankaferd olmadan ameliyata bile girmek istemiyorlar. Üzüldüğüm bir şey dünyada, Türk halkı yalnızca turist ağırlar, şiş kebap yapar,vs vs. gibi bir imaj olması. Sevindirici haber daha vereyim. Dünya üzerindeki ruhsatlar tamamlanıp ürün dağılmaya başladıktan 10 yıl sonra Türkiye'nin yaptığı ihracatın iki katını Ankaferd tek başına yapacak. Çalışmalarımı yürüttüğüm sıkı bir ekibim var. Ayrıca profesörlerden oluşan 20 kişilik bir bilimsel kurulum var. Gecemizi gündüzümüze katıp bu işe adadık. Belki seneye çok basitleştirilmiş şekle getirilen kene ısırmalarının önüne geçeceğiz. Zaten biz yapılamayan şeyleri yapmaya çalışıyoruz."
Hastane enfeksiyonu nedir?
Hastane enfeksiyonu, hasta hastaneye yattıktan 48-72 saat sonra ve taburcu olduktan sonra 10 gün içinde gelişen enfeksiyonlar olarak tanımlanıyor. Her yıl Türkiye'de 50 binin üstünde ve ABD'de tahminen 2 milyonun üzerinde kişi hastane enfeksiyonu kapıyor, yüz binden fazlası hayatını kaybediyor. Tıp dünyasının önde gelen ismi Prof. Dr. Üstün Korugan, eski Ulaştırma Bakanı Veysel Atasoy, İstanbul Tıp Fakültesi Genel Dahiliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oran, Ressam Serpil Akyıl gibi isimler de hastane enfeksiyonu nedeniyle hayatlarını kaybetmişti.
Yeni Şafak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Etkileşim
Bu finans analizini nasıl buldunuz?
Teşekkürler! Görüşünüz bizim için çok değerli, dikkate alınacaktır.
